Sussam Gönül Razı Değil

Eleştiri yazısı yazmak çok kolay, hele ki konu memleketse. Her zaman yapıcı konuşmayı tercih etmeye çalışırım çünkü yıkmak kolay yapmaksa öylesine zor ki. Söylediklerim boşluğa savrulmuş malayani sözler olmasın, okuyana bir fayda sağlasın isterim daima.

Fakat öylesine doluyum ki, taşmak istiyorum ve bunu yine kalemimle yapmayı seçiyorum. Neden böyleyiz? Neden bu kadar eğitimsiz bir toplumuz? Neden insanlar haksızlığı kendisinde rutin bir hak olarak görüyor? Neden dürüst olana aslında olması gereken buyken takdirler sunulup ödüller veriliyor? Bizi gelişmiş toplumlardan ayıran şey ne?

Ağlamak istiyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlamak. Gerçeği kendimize söylemekten çekinmeyelim, biz gerçekten cahil bir toplumuz. Aramızdaki okumuş cahil ordusu da buna dahil. Etik, vicdan, doğruluk kavramları bu toplumun kaçta kaçının gerçekten içselleştirebildiği kavramlar. Herkes sözde uyanık, herkes birilerinin sırtına basa basa ilerleme derdinde. Ben bir alışveriş yaparken bana ürünü pazarlayan insanı, ürünle ilgili sorun yaşadığımda ürünün arkasında dururken bulmak o kadar mümkün değil ki. İsim yapmış firmaların arkalarında bıraktığı kocaman mağdur orduları… Zamanımı çalan, paramı çalan, sıramı çalan, hakkımı çalan, sözünde durmayan insanlar… Biz Müslüman bir toplumuz, o kadar Müslümanız ki Allah’ın her şeyi affederim kul hakkı hariç(!) sözlerine rağmen bol bol kul hakkına giriyoruz. O Müslüman değil diye aşağıladığımız yabancılar sözleri ellerinde olmadan yerine gelmediğinde anında telafi yoluna giderken, biz birisinin hakkını gaspederek o insanı sindirdiysek bunu başarı sayıyoruz.

Bizde insanlar ikiye ayrılıyor; uyanıklar ve aptallar. Aptallar bir elin parmağını geçmeyecek kadar az olan dürüst insanlar. Tepeden tırnağa dürüstlükten nasibini almamış bir toplumuz, tepeden tırnağa kimsenin işini doğru yapmadığı bir toplum olduğumuz gibi. Sürekli değişen sistemler; başta eğitim sistemi ve diğerleri. Daha geçen yıl el yazısıyla mücadele eden kızımın düz yazıya geçirilişi. Neden el yazısıyla mücadele ediyorlardı ki sahi? Bitmeyen sınav çilesi, birileri istedi diye gelip, birileri istedi diye giden sınav sistemleri. Bu arada liyakat denilen şey kaldı mı sahi? Bizdencilerle sizdencilerin arasında tost olmuş insanlar, kadınlar, erkekler ve çocuklar. Sonra çıkıp benim senin gibiler, neden gelişmiş bir ülke olamıyoruz, neden bu toplum kalitede (ya da kalitesizlikte) olduğu yerde sayıyor diye sızlanıp duruyor. İslamiyet gibi evrensel bir dinin kılık kıyafet davasından sıyrılıp hayatın içinde esamesi dahi okunmadığı için olabilir mi mesela? Şuan instagramda milyonlarca gencin takip ettiği, her gördüğümde tüylerimi diken diken eden tipleri incelemek de geldiğimiz yeri görmek için yeterli aslında.

Diyorum ki, tüm bunlar ülkemiz için savaştan büyük dertler. Bir savaş ülkesi olmaktan deli gibi korkan biz, içimizdeki katliamı göremiyoruz. Geleceğimizi katletmek için birbiriyle yarışan insanlar topluluğu varken ben çocuklarım için umutsuzum. Onların ellerinden tutup, bu toplumu siz ve sizin gibiler düzeltecek demek istiyorum. Siz başka olacaksınız, siz erdemli bireyler olarak kendiniz gibi inansın ya da inanmasın ama ortak noktanız erdemlilik olan insanlarla bizi bir yerlere taşıyacaksınız. Daha önce hiç olmadığımız yerlere.

Sonra bir ses duyuyorum; Türkiye’yi hep beraber 21’nci yüzyıla taşıyacağız diyor Milli Eğitim Bakanı(!). Ve ben yine oturup ağlıyorum.

 

Benzer Yazılar

Etiketler: , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir